"Sen hayatta en çok onu seversin, o ise senin sevmediklerini..." O.F.E
3 Şubat 2012 Cuma
25 Ocak 2012 Çarşamba
GÜN OLUR...
Gün olur, alır başımı giderim.
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim
Yelkovan kuşlarının peşi sıra
Dünyalar vardır düşünemezsiniz
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüyünde ayrı bir telaş!
Gün olur başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur deli gibi...
Orhan Veli Kanık
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda
Şu ada senin, bu ada benim
Yelkovan kuşlarının peşi sıra
Dünyalar vardır düşünemezsiniz
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüyünde ayrı bir telaş!
Gün olur başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur deli gibi...
Orhan Veli Kanık
24 Ocak 2012 Salı
Haydi KONUŞALIM...!
Bu bizlere yapılan son çağrıdır...
Konuşarak her şeyin çözüldüğünü, zorlukların aşıldığını, yanlış anlaşılan her şeyin konuşarak düzeltildiğini hepimiz biliyoruz.
Hiç; "Bak: iyi ki sana sormuşum şimdi anladım." yada "Tamam şimdi senden duyunca daha iyi oldu."
"Madem böyleydi neden daha önce söylemedin."(yahuu sordun mudaaaa)
Gibi cümlelere gerek iş gerekse özel hayatınızda rastladınız mı?
Sizin adınıza cevap vermiş olmayayım ama evet diyeceğinizi biliyorum. ;)
Konuşulmadığı için biten dostluklar, biten anlaşmalar var. Peki bu kadar zor mu birine haydi konuşalım demek.
Korktuğumuz nedir ki?
Anlaşılamamak mı? Dinleyecek kimse olmaması mı? Dinlese bile anlamaz ki? demek mi?
Yoksa duyduklarımız yada sorulacaklar karşısında cevapsız kalacağımız mı?
Hepsi olabilir.
Eğer ortada herhangi bir sorun varsa inanın bana konuşarak çözebileceksiniz. Ne istediğimizi yada ne düşündüğümüzü söylemezsek kim bize yardım edebilir ki?
Surat asarak tavır alarak, tavşan dağa küsmüşşş (bak bak bakk) tavırlarıyla kim uzlaşmaya varmışki...
Evet tavşan dağa küsüyor dağ ise bundan bir haber.. Gün geliyor tavşan ve dağ konuşmaya karar veriyorr (muhtemelen tesadüf eseriii)...
Birde ne görsünler ortada sorun falan yokmuş meğer biri bir hata yapmış oda onu ona söylememişş küsmüşlerr yok yere.Halbuki o tavşan dağa gidip yaptığı hatayı yada ne istediğini söyleseydi daha güzel olmazmıy dı?
Konuşmalar sonunda anlaşmak uzlaşmak gibi bir zorunluluğunuz yok her insanın kendine ait fikirleri vardır...
Güzel bir dille yalın bir anlatımla, anlaşılacak sadelik ve inanacak samimiyette olmalı konuşmalarımız...
Kimseyi kırmamalı kurduğumuz cümleler,kırılmamalıyız karşımızdaki kişinin fikri bizimkiyle uyum sağlamadığında...
Konuşmazsak, kimse bizi dinleyemez, dinlemezsek karşımızdakini anlayamayız.
KONUŞMALI, DİNLEMELİ, VE ANLAMALIYIZZ....
O.F.E.
12 Ocak 2012 Perşembe
Olumsuz düşünen insanları DUYMAYINNNN...!!!!!!
Günlerden birgün... Kurbağaların yarışı varmış.
Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.
Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar.
Ve yarış başlamış.
Gerçekten seyirciler arasında hiçbiri, yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş.
Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
"Zavallılar ! Hiçbir zaman başaramayacaklar.!!!"
Yarışmaya başlayan kurbağalar
kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker
yarışı bırakmaya başlamışlar.
İçlerinden sadece bir tanesi inatla yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyirciler bağırıyorlarmış:
"...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!...
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakımışlar.
Ama son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler.
Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş...
Bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki,
KULEYE ÇIKAN KURBAĞA SAĞIRMIŞ!!!!
Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış.
Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar.
Ve yarış başlamış.
Gerçekten seyirciler arasında hiçbiri, yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş.
Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
"Zavallılar ! Hiçbir zaman başaramayacaklar.!!!"
Yarışmaya başlayan kurbağalar
kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker
yarışı bırakmaya başlamışlar.
İçlerinden sadece bir tanesi inatla yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyirciler bağırıyorlarmış:
"...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!...
Sonunda, bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakımışlar.
Ama son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler.
Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş...
Bu işi nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki,
KULEYE ÇIKAN KURBAĞA SAĞIRMIŞ!!!!
Olumsuz düşünen insanları duymayın...
Onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
